Tayfun Özdemir(*), Ata Anıl(**), Tosun Tosun(**), Haşmet Gökdeniz(***), Özkan Dilek(***), Peker Sandallı(****)
* Doç.Dr.İ.Ü.Dişhek.Fak.Oral İmplantoloji Anabilim Dalı
** Arş.Gör.İ.Ü.Dişhek.Fak.Oral İmplantoloji Anabilim Dalı
*** Dt.İ.Ü.Dişhek.Fak.Oral İmplantoloji Anabilim Dalı
**** Prof.Dr.İ.Ü.Dişhek.Fak.Oral İmplantoloji Anabilim Dalı
ÖZET
Başlangıçta sadece total dişsizlik vakalarının tedavisine yönelik olarak ortaya çıkan osseointegre kemikiçi implantlar, günümüzde parsiyel dişsizlik vakalarının rehabilitasyonu amacıyla da kullanılmaktadırlar. Direkt kemik bağlantılı implantlar ile hareket kabiliyeti olan doğal dişlerin aynı protetik yapı altında kullanılmasının biomekanik sorunlara neden olabileceği konusu henüz açıklık kazanmamıştır. Çalışmada diş-implant destekli köprü protezleri ile tedavisi yapılmış serbest sonlanan parsiyel dişsizlik vakalarına ait 3 yıllık follow-up sonuçları sunulmuştur. Perimplanter ve periodontal sağlık açısından yapılan ölçümlerde sağlıklı dokular ile karşılaşılmış; protetik açıdan ufak komplikasyonlar gözlenmiştir. Konu ile ilgili araştırmalara uzun dönem sonuçları ve biomekanik özellikleri ortaya koyma bakımından devam edilmesi gerekmektedir.
Anahtar sözcükler: İmplant – Parsiyel dişsizlik
EVALUATION OF TOOTH-IMPLANT SUPPORTED BRIDGEWORKS ON KENNEDY I & II CASES
ABSTRACT
Osseointegrated endosseous implants initially has been developed to rehabilitate totally edentulous cases. Recently the tecnique has been used to treat partially edentulous cases.
Because of the different biomecanic behaviors of teeth and implants it is still in question the combined use of these structures under same bridgework. In this study it has been evaluated 3-year follow-up results of combined bridgeworks on Kennedy I and II cases. In short term all implants and teeth have shown healthy tissues . It has been found some prosthetic problems. In conclution there is need to continue to investigate the argument to obtain long term results and explain biomecanic properties of combined prosthesis.
Key words: Implant – Partial edentulous
Osseointegre oral implantlarla ilgili klinik çalışmalar 1965 yılında, total dişsizlik vakalarının sabit protezler ile rehabilitasyonuna yönelik olarak başlamıştır (5 ). Zaman içersinde osseointegrasyon prensibi tüm bilim çevrelerince benimsenmiş ve osseointegrasyonu amaçlayan çeşitli implant sistemleri ortaya çıkmıştır (1,2,4,6,13 ). Fonksiyon, estetik ve mobil dişleri stabilize etmek amacıyla uygulanan sabit köprülerin parsiyel dişsizlik vakaları için iyi bir çözüm olacağı birçok araştırmacı tarafından gösterilmiştir ( 16,17 ). Sabit köprü protezlerinin yapılamadığı parsiyel dişsizlik vakalarında, örneğin tüm premolar ve molarların eksikliğindeki protetik uygulamaların klinik ve biomekanik sorunlara neden olduğu bilinen bir konudur. Bu tip sorunların köprü kırılmasından destek diş kaybına dek varabileceği yine yapılan çalışmalarda gösterilmiştir (17 ). Bu tip hastalarda sonuçta diş-implant destekli sabit köprülerin yapılmasının avantajlı olabileceği düşünülmüştür (8).
Resim1. Diş-implant destekli köprü protezinin serbest sonlanan alt çenedeki radyografik görüntüsü.
Başlangıçta sadece total dişsizlik vakalarının rehabilitasyonuna yönelik olan oral implantlar günümüzde parsiyel dişsizlik vakalarının tedavisinde de kullanılmaktadırlar (3,8,11 ). Çalışmada İÜ Dişhekimliği Fakültesi Oral İmplantoloji Anabilim Dalında tedavisi ve takibi yapılmış serbest sonlanan parsiyel dişsizlik vakalarındaki implant destekli köprülerin değerlendirilmesi yapılmıştır.
GEREÇ- YÖNTEM
Çalışmada serbest sonlanan çenelerde implant üstü köprü protezi taşıyan 11 hastada, 15 ile 42 ay arası fonksiyonda olan, toplam 28 adet implant değerlendirilmiştir. Çift postlu implantlar ayrı iki implant olarak değerlendirilmiştir.Vakaların 8’i kadın, 3’ü erkek olup, yaş ortalaması 36.5dir. Hastalara son 6 ayda herhangi bir antibiotik tedavisi uygulanmamış ve implantlarla ilgili cerrahi müdehalede bulunulmamıştır. Hastalara 7 vida tip (Pitt Easy Bio Oss, Oraltronics, Bremen, GER) ve 21 blade ( 5- Generation Blade, Oraltronics, Bremen, GER) uygulanmıştır (tab.1). İmplantlar steril soğutma altında, düşük devirde kemik kavitesi hazırlanarak yerleştirilmiştir. Blade implantların kemikiçi kavite preparasyonunun son aşamasında yüksek devir kullanılmıştır.
Resim 2. Serbest sonlanan alt çeneye yerleştirilen çift postlu blade implant.
Alt çene için 3, üst çene için 6 aylık iyileşme dönemleri beklendikten sonra implant-diş destekli sabit protezler uygulanmıştır. Blade implantların 12’si çift postlu olduğundan bu vakalarda uzun köprü ( long span ) yapma imkanı olmuştur.
İmplant sağlığını belirleyici parametreler olarak mPI (14 ), mSBI (14), vestibül, lingual, mesial, distal yüzlerde cep ölçümü, yapışık dişeti boyutu ölçümleri uygulanmıştır. Protezler kanin koruyuculu okluzyon yönünden denetlenmiştir.
Resim 3. Çift postlu blade implant etrafında yapılan sulkus derinliği ölçümü.
|
Pitt- Easy Bio-Oss |
Blade tek postlu |
Blade çift postlu |
Toplam implant sayısı |
|
7 |
9 |
12 |
28 |
tab.1
|
Erkek |
Kadın |
Toplam |
|
3 |
8 |
11 |
tab.2
BULGULAR
Araştırmaya dahil edilen 28 implanttan 1 tanesi iyileşme döneminde kaybedilmiştir. Diğer vakalardaki implantlar 42 ile 15 ay arası, ortalama 23 aylık fonksiyon süresinde sağlıklı perimplant mukozaya sahip bulunmuşlardır. Altı aylık periodik kontrollerde elde edilen bulgulara göre, ortalama olarak plak değeri ( mPI ) 0.8 , sulkus kanama indeksi (mSBI ) 0.75 , cep ölçümü 3.10 mm , yapışık dişeti 2.28 mm bulunmuştur. Bir vakada yapışık dişeti 0 mm, diğerlerinde yumuşak doku hareketleri sırasında perimplant ataşmanı travmatize etmeyecek seviyede, dolayısı ile yeterli bulunmuştur. (tab.3). Perimplant sulkus derinliği ölçümlerinde ortalama değer olarak 3.1 mm bulunmuş, aproksimal bölgelerde sulkus derinliğinin vestibül ve linguale oranla daha fazla olduğu saptanmıştır ( tab.4). Derinlik ölçümü ( pd ) değerleri pd < 4mm, pdError! Bookmark not defined. 4.5mm, pd > 6mm olarak üç gruba ayrılarak değerlendirildiğinde, 4mm’den aşağı olanlar %54, 4-5mm arası %42 ve 6mm’den yukarı değer taşıyan sulkus derinlikleri %4 şeklinde dağılım göstermiştir ( tab.5 ). Protez dayanağı olarak dişler arasında en çok kanin, implant olarak da en çok 1. molar bölgesine yerleştirilenler gözlenmiştir (tab.6).
|
mPI |
mSBI |
Cep öiçümü (mm) |
Yapışık dişeti (mm) |
|
0.8 |
0.75 |
3.10 |
2.28 |
n=27 tab.3
|
PERİMPLANT SULKUS DERİNLİK ÖLÇÜMLERİ ( mm ) |
||||
|
Vestibül |
Distal |
Lingual |
Mesial |
Ortalama |
|
2.9 |
3.4 |
2.8 |
3.2 |
3.1 |
n=27 tab.4
|
pd < 4mm |
pd Error! Bookmark not defined. 4.5mm |
pd > 6mm |
|
%54 |
%42 |
%4 |
n=27 tab.5
|
Diş lokalizasyonu |
Adet |
İmplant lokalizasyonu |
Adet |
|
lateral |
4 |
lateral |
2 |
|
kanin |
10 |
kanin |
1 |
|
1.premolar |
8 |
1.premolar |
3 |
|
2.premolar |
5 |
2.premolar |
0 |
|
1.molar |
13 |
||
|
2.molar |
9 |
tab.6
TARTIŞMA
Oral implantları klasik hareketli protezler ile çiğneme kuvvetleri açısından karşılaştıran çalışmalarda, implant üstü protez taşıyan bireylerde okluzal kuvvetlerin artış gösterdikleri saptanmıştır ( 7,9 ). Bu durum implantların çiğneme kuvvetlerini hareketli klasik protezlerin aksine mukoza veya destek dişler üzerine değil, dişlerde olduğu gibi çevre kemik dokusuna iletmelerinden kaynaklanmaktadır. Dolayısı ile implant üstü protezlerde biyomekanik açıdan doğal duruma daha yakın protetik çözümler elde edilebilmektedir.
Kemik remodelasyonu ile mekanik kuvvetler arasında direkt bir ilişki vardır. Julius Wollf’un ortaya attığı ve daha sonra bir çok araştırıcı tarafından da gösterildiği gibi fonksiyonel mekanik kuvvetler ile belirli alt ve üst sınırlar dahilinde kemik dokusu devamlılığını korurken bu sınırların altında ve üzerinde patolojik dekalsifikasyon ve rezorbsiyon olayları başlamaktadır (10 ). İmplant üstü protezler çiğneme kuvvetlerini, dişlere benzer biçim ve miktarda çenelere ileterek kemik dokusunun hacimsel devamlılığına katkıda bulunurlar.
Parsiyel dişsizlik vakalarının implantlar ile rehabilitasyonunda iki tip çözüm karşımıza çıkmaktadır: 1) implant- implant destekli; 2) implant-diş destekli sabit köprü protezleri.
Resim 4. Tek taraflı serbest sonlanan çenede implant-implant destekli köprü protezinin klinik görüntüsü.
Dişler periodontiumun sağladığı hareket kabiliyetine ve dolayısı ile gelen kuvvetleri şok emici görevi görerek kemiğe iletme özelliğine sahipken, direkt kemik bağlantılı sağlıklı implantlar herhangi bir mobilite göstermezler. Değişik biomekanik özelliklerinden ötürü implant-diş destekli protezlerin sakıncalı olacağı görüşüne karşın yapılan araştırmalar bu tip üstyapılarda uygun okluzyon sağlandığı takdirde başarı oranının yüksek olduğunu göstermiştir ( 3,8 ). Çalışmamızda da izlenen 17 implant-diş destekli köprü protezinde biyomekanik problemler oluşmamıştır.
Parsiyel dişsizlik vakalarına uyguladığımız implantlarda osseointegrasyona yönelik bir sorun gözlenmezken, protetik bazı küçük problemler oluşmuştur. Bunların başında implant -diş destekli destekli köprü üzerine gelen çiğneme kuvvetlerinin hareketli dişin üzerindeki simanı çözmesi gelmektedir. Böyle bir durumda implant postuna simanla yapıştırılmış olan köprüyü üzerine kuvvet gelmeden çıkarmak ideal çözümdür. Bundan dolayı diş-implant destekli köprülerin de implant üstü parçalarının vidalı tipte yapılması uygun olacaktır. Yine bu tip bir köprüdeki estetik materyalin nedenini belirleyemediğimiz bir şekilde atmasından ve tamir gerekliliğinden dolayı vidalı üst yapıların yararı ortaya çıkmaktadır.
Kanin koruyuculu okluzyon, parsiyel dişsizlik vakalarına yapılacak implant üstü protezlerde lateral ve protruziv hareketler sırasında posterior bölge dişlerine yük binmemesi nedeni ile tercih edilen okluzyon tipidir. Kaninler bölgesine implant uygulanan vakalarda ise lateral hareketlerin öncelikle keser dişler üzerinden, ikincil olarak küçükazılar üzerinden yapılacağı okluzyon tercih edilmelidir.
Ericsson ( 8 ) diş-implant destekli protezler ile ilgili çalışmasında perimplant sulkus derinlik leri 4mm’nin altında %60, 4-5mm arası %48, ve 6mm üstündeki değerler %2 olarak saptamıştır. Bizim çalışmamızda da 4mm’nin altındaki değerler %54, 4-5mm arası %42 ve 6mm’den derin sulkuslar %4’lük dağılım ile Ericsson’un sağlıklı implantlarına benzer bir dağılım göstermiştir.
Klasik metodlara göre daha stabil ve fonksiyonel yapılar getiren implant üstü protezler, aynı zamanda hastanın diş eksikliğinden kaynaklanan psikolojik sorunlarının çözümüne de katkıda bulunarak, kişinin tekrar öz güvenine kavuşmasına yardımcı olmaktadır.
SONUÇLAR
Serbest sonlanan parsiyel dişsizlik vakalarının implant-diş destekli köprü protezleri ile tedavisine yönelik çalışmada klinik gözlemlerimiz yöntemin orta vade de başarılı sonuçlar verdiği yönündedir. Konunun uzun dönem sonuçlarının incelenmesi ve protetik çözümlerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalara ihtiyaç vardır.
KAYNAKLAR:
1- Albrektsson T.: A multicenter report on osseointegrated oral implants. J Prosth Dent 1988;60:75-84
2- Arvidson K., Bystedt H., Frykholm A., von Konow L., Lothigius E.: A 3-year clinical study of Astra dental implants in the treatment of edentulous mandibles. 1992;7:321-329
3- Astrand P. et al.: Combination of natural teeth and osseointegrated implants as prosthesis abutments: A two-year longitudinal study. Int J Oral Maxillofac Implants 1991;6:305-312
4- Babbush C.A., Shimura M.: Five-year statistical and clinical observations with the IMZ two-stage osteointegrated implant system. Int J Oral Maxillofac Implants 1993;8:245-253
5- Branemark P-I.: Osseointegration and its experimental background. J Prosth Dent
6- Buser D., Weber H.P., Bragger U., Balsiger C.: Tissue integration of one stage ITI implants: 3-year results of a longitudinal study with hollow-cylinder and hollow-screw implants. Int J Oral Maxillofac Implants 1991;6:405-412
7- Carlsson GE.: Masticatory efficiency: The effect of age, the loss of teeth, and prosthetic rehabilitation. Int Dent J 1984; 34: 93-97
8- Ericsson I.,Lekholm U., Branemark P-I., Lindhe J., Glantz P-O., Nyman S.: A clinical evaluation of fixed bridge restorations supported by the combination of teeth and osseointegrated titanium implants. J Clin Periodontol 1986 ; 13: 307-312
9- Haraldson T., Carlsson GE., Ingervall B.: Functional state, bite force, and postural muscle activity in patients with osseointegrated oral implant bridges. Acta Odontol Scand 1979; 37: 195
10- Hassler C.R., Rybicki E.F., Cummings K.D., Clark L.C.: Quantitation of compressive stresses and its effects on bone remodelling. Bull Hosp Bone Joint Res 1977; 38: 90-3
11- Henry P.J. et al.: The applicability of osseointegrated implants in the treatment of partially edentulous patients: 3-year results of a prospective multicenter study. Quintessence Int 1993;24:123-129
12- Jemt T., Lekholm U., Adell R.: Osseointegrated implants in treatment of partially edentulous patients: A preliminary study on 876 consecutively placed fixtures. Int J Oral Maxillofac Implants 1989;4:211-217
13- Kirsch A., Ackermann K.L.: The IMZ Osteointegrated Implant System. Dental Clinics of North America.1989; 33: 733-791
14- Mombelli A., van Oosten M.A.C., Schürch E., Lang N.P.: The microbiota associated with successful or failing osseointegrated titanium implants. Oral Microbiology and Immunology. 1987;2:145-151
15- van Steenberghe D.: A retrospective multicenter evaluation of the survival rate of osseointegrated fixtures
supporting fixed partial prostheses in the treatment of partial edentulism. J Prosth Dent 1989 ; 61: 217-223
16- Nyman S., Ericsson I.: he capacity of reduced periodontal tissues to support fixed bridgework. J Clin Periodontol 1982 ;9:409-414
17- Nyman S., Lindhe J.: A longitudinal study of combined periodontal and prosthetic treatment of patients with advanced periodontal disease. J of Periodontol 1979 ; 50: 163-169
18- Patrick D., Zosky J., Lubar R., Buchs A.: (1989) The longitudinal clinical efficacy of CoreVent dental implants: a 5-year report. J Oral Implantology XV, 95-103